Abdülkadir Geylani Sözleri

Abdülkadir Geylani Sözleri

Abdülkadir Geylani Sözleri içeriğimizi okuduğunuz için teşekkür ederiz, "CTRL + F" tuş kombinasyonunu kullanarak sözler içerisinde arama yapabilirsiniz.

Abdülkadir Geylani Kimdir

Abdülkādir Geylânî, 1077 senesinde Gilan Eyaleti'nin Neyf köyünde doğdu. Babası küçük yaşta vefat eden Geylânî, 1095 seneninde Bağdat’a göç etmek zorunda kaldı.Çok küçük yaşlardan itibaren değişik bir yapısı olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat'ta dönemin bilinen âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirdi. Hocalarından Ebu Said Mahzumi'nin medresesinde haftada üç gün pazartesi, salı ve cuma gecesi verdiği ders ve vaazları çok yoğun alaka görmüştür. İslam tasavvuf'unu herkesin anlayacağı şekilde sunmasıyla meşhur olmuştur. Evvelce Şafii mezhebi'nde idi. Hanbelî mezhebi unutulmak üzere olduğundan, Hanbeli mezhebine geçti ve bu tercihi mezhebin dağılmasında etkin bir yeri olmuştur.

Ârif hem dünyada, hem de ahirette yabancıdır.

Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.

Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.

Geçim yollarının yaratıcısını unutup geçim yollarına takılıp kalan, bakıyı unutup fani ile sevinen kimse ne kadar da cahildir!

Allah teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.

O’nu tanısaydınız, o’nun önünde dilleriniz lâl kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her halinde edepli olurdu.

Allah’ın takdirini o’nun aleyhine delil yapmayın; çalışın, çabalayın.

Belâlar kula cenab-ı hakk’in kapısını çalmayı öğretir.

Kazayı engelleyen dua, yine kazayı önlemesi mukadder olan duadir.

Kalp sırra, sır da hakk’a itimat ederek şükûn bulur.

Allah’ı tanıyan o’nu sever. O’nu seven o’na uyar.

Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.

Rabbınızın kereminden dileyin, icabet etse de etmese de o’ndan isteyin. Çünkü o’ndan istemek ibadettir.

Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiç bir ağırlığı yoktur.

Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.

Allah’ı bilen kimsenin o’na karşı iradesi kalmaz.

Allah’a ancak, o’ndan başka herşeyi terkeden kimseler yaklaşabilir.

Kur’an’ın iki yönü vardır: o’nun elinde olan yönü, bizim elimizde olan yönü.

Resulullah hariç her mahluk perdedir; resulullah ise kapıdır.

Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.

Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur.

Hayânın hakikati, yalnızlıkta ve toplulukta Rab’dan utanmaktır.

İlim öyle bir şeydir ki sen bütün varlığını ona adadığın zaman o sana ancak bir parçasını verir.

Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.

Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz. Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.

Zâhır ilimleri görünen kısmın ışığıdır. Bâtin ilimleri ise görünmeyen kısmın.

Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, sırların vuslatidir.

Abdülkadir Geylani Alıntıları

Her çeşit hayır Allah katında, her çeşit şer de başkalarının yanındadır.

Sâlihlerden birisine “Neyi arzu ediyorsun?” diye sorulduğunda, “Arzu etmemeyi arzu ediyorum.” diye cevap verdi.

Bu işin başı Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, son noktası ise bütün nesneler ve davranışların birbirinin aynı olmasıdır.

Dünya bir topluluğa, ahiret bir topluluğa, hak (c.c.) da bir topluluğa aittir.

Sûfîler niçini, nasılı, yap yapma’yı unutarak, kendilerini rablerinin önüne atmışlardır.

Ârif, Allah’a her an bir öncekine göre daha yakındır.

Bidâyet sıkıntıdır, nihâyet ise şükûn.

Tövbe, yönetim değişikliğidir.

Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.

Günahların kötü bir kokusu vardır. Allah’ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.

Sâlihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir.

Tasavvuf yolu sâlihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle katedilmez.

Allah’tan başka her şey puttur.

Bâtin bilgisi, seninle Rabbin arasındaki ışıktır.

Kabirleri ziyaret ediniz. Salih kimseleri de ziyaret ediniz. Hayırlı işler yapınız. Böyle yaparsanız, her şeyiniz düzelir.

Ey Rabbim! Bütün şükretme acizliğimle sana şükretmek istiyorum.

Teslim ol, rahat bul.

Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terk etmedikçe kurtuluş mümkün değildir.

Zâhır fikhini öğren, sonra bâtin fikhina yönel.

Sûfîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir.

İnanan kimse Allah’tan başka kimseden korkmaz ve başkasından hiçbir şey beklemez.

Abdülkadir Geylani Aşk Sözleri

Nefsine hiç bir hâli ve makamı nispet etme!

Derdi de yaratan o’dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belâya mübtela kılar. Böylece hem belâ verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.

Kader üzerinde durup onu delil göstermemiz uygun değildir. Bilakis biz çalışır, çabalar ve ne itiraz, ne de tembellik etmeyiz.

Ademoğlunun başına gelen her türlü belâ, Rabbinden şikayet etmesi yüzündendir.

Bidâyetin zorluklarına sabrederseniz nihayetin rahatı size ulaşır.

Ey Rabbim! Bütün affını isteme acizliğimle senden affını diliyorum.

Eğer O’nu bilseydiniz başkasını inkâr eder, sonra da O’nun gayrısını O’nun vasıtasıyla bilirdiniz.

Hak’tan korkanın korkusu arttıkça kalbi ona korkuyu unutmayı öğretir. Onu Hakk’a yakınlaştırır. Ona müjdeler verir.

Hakk’ı bulursan eşyayı ondan görürsün. Ne düşmanın kalır, ne üzerinde hakkın olan biri.

Tasavvuf yolu zâhırî ve bâtinî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fânî olmayı gerektirir.

Sıddık gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar.

Amelinin karşılığında ödüllendirilmeyi bekleyen, muhlis değildir.

Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez.

Sâlihlerden birisine ‘neyi arzu ediyorsun?’ Diye sorulduğunda, ‘arzu etmemeyi arzu ediyorum.’ Diye cevap verdi.

Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.

Her şeyde o’nun isimlerinden bir isim mevcuttur, herşeyin ismi o’nun ismindendir.

Müminin adeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.

Bu ilim tasavvuf ilmi, kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.

İnsan Allah’a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder.

Kalb dünya arzularından birine bağlı kaldığı ve geçici lezzetlerden birinin peşine takılıp gittiği müddetçe, imkâni yok, ahireti sevmiş olamaz.

Zâhid olan kalptir, ceset değil.

Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına ayıp gider.

Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.

Sûfîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.

Zühd ve tevhidi sağlam olan kişi, halkın elini ve varlığını görmez. Allah’tan başka veren ve üstün kılan görmez.

Kur’an’dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın.

Mürid tevbesinin gölgesinde, mürâd ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kâimdir.

Sûfîlerin yolculukları hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur.

Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.

Allah’ı arayan O’nu bulur.

Sabır, hayrin temelidir.

Bir şeyi hatırlamak Allah’ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur.

Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakîn, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar.

Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz.

Müslümanlar hakkında iyi zan sahibi ol. Onlar hakkında niyetini düzelt. Her türlü hayır işi yapmaya koş. Bilmediğin hususlarda ahireti düşünen âlimlere sor.

Eğer o’nu bilseydiniz başkasını inkar eder, sonra da o’nun gayrisini o’nun vasıtasıyla bilirdiniz.

Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.

Sûfîlerden biri demiş ki: fâsığın yüzüne ancak ârif kullar güler.

Akıllı kişi, işlerin başlangıcına değil, sonucuna bakar.

Sûfîler Allah teâlâ’nin kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahsedeni, halkı değil hâlik’i isterler.

İnsanlar arasında zenginle fakir ayırımı yapan kurtuluşa eremez.

Ahireti isteyene dünyada zuhd gerekir; Allah’ı isteyene ise ahirette zuhd gerekir.

Şöyle denilmiştir: ‘şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zindikliktir.

Mümin dünyada, zâhid ahirette gariptir. Ârif ise Allah’ın dışındaki her yerde gariptir.

Benzer İçerikler

Abdülkadir Geylani Sözleri

Sayfamızda Abdülkadir Geylani Sözleri, Abdülkadir Geylani Öğütleri, Abdülkadir Geylani Nasihatları yer almaktadır. Teslim ol, rahat bul. Sabır, hayrin temelidir. Allah’ı arayan O’nu bulur. Tövbe, yönetim değişikliğidir. Allah’tan başka her şey puttur. Zâhid olan kalptir, ceset değil. Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür. Bidâyet sıkıntıdır, nihâyet ise şükûn. Nefsine hiç bir hâli ve makamı nispet etme! Ârif hem […]

Mevlana Sözleri

Mevlana Sözleri

Hz. Muhammed Sözleri

Hz. Muhammed Sözleri

Son Yorumlar
Yorum Yap
Kapat